Hayata İlk Bakış: Oyun!

18.08.2017 Cuma - 12:03

Çocukluk dönemindeki zevk sihri: oyun!

Çocukluk dönemimde hayata ilk bakış: Oyun!

            Çocukların hayatta yapmaktan en çok keyif aldığı şey nedir diye sorarsak bir çok insanın aklına  gelecek ilk cevap “oyun oynamak” olacaktır.     

            Her yetişkinin, çocukluk anılarında oyun oynadığı “sahneleri” vardır. Çoğu zaman  o imaj sahnesi oldukça zengin ve canlı detaylarla  anlatılır. Çocukluk dönemimizden nasıl oyun oynadığımızı hatırlarken aslında özgürlük, güç, kontrol ve samimiyet duygusundan bahsediyoruz. Oyun kişisel ve özel bir eylemdir.

            Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Genellikle kendiliğinden doğan, içten, hür iradeye dayalı olarak ortaya çıkan oyun süreci çocuklar için neredeyse hayati önem arz edecek kadar kıymetlidir.

            Oyun, çocuğa zevk ve huzur sağlamaktadır. Çocuk için vazgeçilmez bir yaşama bicimi olan bu eylem, aslında aynı zamanda da en doğal öğrenme aracıdır. Oynarken keşfetme,öğrenme ve kendini ifade etme olanağı demektir.

            Oyun, çocuğun gördüğü her şeyi deneyimleyecek ve pekiştirecek alandır. Oyun sonucu düşünmeden, zevk almak, eğlenmek amacıyla girişilen bir etkinliktir.

Bununla beraber oyun oynamanın çocuk gelişiminde önemli katkıları vardır. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan, hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem fiziksel olarak enerji kaynağı hem de duygusal aktarımı, ruhsal gelişimin sağlandığı bir ortamdır.

            Hayal ve gerçek dünyası arasında köprü kurmalarını sağlayan en önemli süreçlerden biridir.

Hayal dünyasındaki oyunlar güven, hakimiyet, esneklik gerçek hayata yakın hissetme gibi yansıtmaların, çocuğu karşına çıkacak sorunlara çözüm üretebilme, strateji geliştirebilme becerileri geliştirmektedir.

            Çocuk taklit ederek, yansıtmalar yaparak, geri bildirimlerini gözlemleyerek ve seçerek kendine has bakış açısı geliştirmektedir.

Çocuğumuzun hasta veya hastalanmak üzere olduğunu onun durgunluğundan, yani oynama isteksizliğinden anlamaz mıyız? Keza ağır hastalıkların pençesine düşmüş yavrular, hastanelerde yetişkinlerin bile katlanmakta güçlük çektiği yoğun tedaviler esnasında buldukları ilk fırsatta oyun oynamaya çabalarlar. İyileşip, hastaneden kurtulduklarında doya doya oyun oynamayı hayal ederler. Ziyaretçileri onlara hediye olarak oyuncak götürürler.

Çocuğu olanlar bilir; bazen çocuklar kırk derece ateşle mücadele ederken, ateş düşürücü şurubun etkisiyle biraz olsun ferahladıklarında hemen gözleriyle oyuncaklarını ararlar. Hatta acil servislere oyuncaklarıyla giderler. Oyuncaklarıyla birlikte uyurlar. Neden acaba?

   Çünkü oyuncağın çocuklar için taşıdığı anlam derin ve değerlidir.
   Oyuncak, adından da anlaşılacağı üzere çocukların oynamalarına yardımcı olmak üzere geliştirilmiş, kurgulanmış gerçek ya da hayali işleve sahip araç ya da düzeneklerdir.

Bazı oyuncaklar çocukların gözünde bir oyun aleti olmanın ötesinde bir değere sahiptir. Oyuncağa atfedilen bu psikolojik anlam, oyuncağın maddi değerinden veya oyuncağın şeklinden- şemasından tamamen bağımsızdır. Örneğin kırmızı oyuncak bir araba babayı sembolizme ediyor olabilir.  Anneannesinin hediye ettiği bir pelüşe sarılarak uyurken, onun tatlı masallarını tekrar tekrar dinler gibi olur veya onun yumuşacık kucağındaymış gibi hissedebilir kendini. Anne ile özdeşleştirilen her hangi bir başka oyuncak çok değerli olabilir, elinden düşürmek ya da paylaşmak istemeyebilir. Çocuk, olumsuz duygularına bir çıkış noktası olarak da görebilir bir oyuncağını. En sevdiği bebeğini yere fırlatır ve der ki: “Altını ıslatmış!” ya da çok değerli bir arabasını ”Kaza yaptı!” diyerek bir müddet evin bir köşesinde saklayabilir. Çocukların bir rafa kaldırdığı, çok özel anlarda oynadığı, dokunmaya imtina ettiği oyuncakları da vardır.  Elden düşürülmeyen veya oynanmayan oyuncakların bir çocuk için ne anlama geldiği, kişilere özgü ayrı bir anlatım konusudur.

            Bilirsiniz ki bazı insanlar kocaman olurlar ama bir çocuk gibi hep oyuna düşkün kalırlar. Çocukluklarında yeterince oynayamamışlar mıdır? Çok oynamışlardır da, yetişkin yaşamda da o çocuksu mutluluğu mu aramaktadırlar? Sıkıntılarıyla baş etmeye mi çalışmaktadırlar yoksa yetişkin yaşamın getirdiği sorumluluklardan kaçmak isteyip çocukluklarına geri mi dönmektedirler; anlamını çıkarmak gerekir.

            Hayal gücü çoğumuz için bazen bir sığınak gibidir. Hayallerimizde iken duyguları daha özgürce yaşarız, hedeflerimizin gözlemleyebilme ve denetleyebilme kolaylığı, planların oyun oynar gibi netleştirilebilmesine kolaylık sağlar.

             Bilinir ki, çocuklar oyun oynarken üst düzeyde bir öğrenmeyi de gerçekleştirebilirler.

Oyunun çocuklar açısından birçok işlevi vardır. Bu işlevlerin çocuğun ruh ve beden sağlığı için önemli olduğunun farkına özellikle anneler varmış olsalardı, her gün yerleri defalarca cilalamayı bir tarafa bırakıp çocuklarıyla oyun oynarlardı. Çocukların evde oyuncaklarını özgürce yaymalarına izin verirlerdi, kızmazlardı ve onlarla bizzat kendileri de oynarlardı.
Çocuğun oyuncağa olduğu kadar arkadaşa da ihtiyacı vardır. Bilinir ki çocuklar bir arkadaş buldukları zaman oyuncağa ihtiyaç duymayabilirler. Ne onları sokağa salıvermek ne de oyuncak odasına hapsetmek oyunun işlevlerini yerine getiremez.

            Oyun kişilik geliştiriyor

         Çocuk oyunları yaşa ve cinsiyete bağlı olarak çeşitlilik gösterebilir. Bununla birlikte çocuklar karma oyunlar oynamaktan da hoşlanırlar. Yaş itibarıyla sürekli olarak ya hep kendinden büyüklerle veya hep kendinden küçüklerle oynama temayülü gösteren, yaşıtlarıyla uyumlu bir şekilde oynayamayan çocuklar da vardır. Burada ilk akla gelen etmen zekâ seviyesidir. Yani çocuğun yaşıtlarından üstün veya düşük zekâ seviyesine sahip olduğu kanaatine varılır. Doğruluk payı olmakla birlikte, en az zeka kadar kayda değer bir faktör de çocuğun sosyal olgunluk düzeyidir

        Erken yaşlardan itibaren yaşıtlarıyla birlikte olma ve oynama fırsatını bulamamış çocuklar veya oynarken sürekli büyüklerin müdahalesine maruz kalmış çocuklar, yaşıtlarıyla sağlıklı iletişim kurmada, kendini ortaya koymada ve paylaşmada zorlanırlar.

       Çocukların oyun süreçleri gözlemlenerek onların ihtiyaçları, sorunları, özlemleri, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri vs. hakkında tanımlamalar yapmak mümkündür. Çocuğun ileriki yaşamını önemli derecede etkileyecek, özel eğitim ve klinik destek almasını gerektirecek bir takım doğuştan gelen kişilik farklılıkları ve davranış bozuklukları çocuğun oyun ortamındaki tepkileri gözlemlenerek teşhis edilebilir.

       Özellikle saplantı şeklindeki korkuların giderilmesi oyun yoluyla gerçekleştirilebilmektedir. Oyun sürecinde yer alan rol denemeleri, hayal ve fanteziler sayesinde çocuk kendi kendine psikolojik sağaltım yapmış olur.

        Çocuklar çocukluğunu yaşamalılar
Çocuk oyunları merak ve heyecan uyandırıcı özellikleriyle de dikkat çekerler. Yarışlar, rekabetler doyasıya yaşanır. İcat ve keşiflere açıktır. Lider vasfını haiz karakterler grup oyunlarında kendini gösterir. Bazı büyük adamların çocukluk arkadaşları onlar hakkında konuşurlar. Ve daha o yaşlarda bir takım vasıflarından bahsederler.

 

           Oyunun farkı açısından değerlendirdiğimizde:

 Oyunun bedensel değeri:

Kas sistemini geliştirmesine yardımcı olur, biriken enerjisini boşaltma imkanı bulur.

Oyunun iyi edicilik niteliği

Oyun yoluyla birikmiş enerjisi toplumsal açıdan kabul edilen bir yolla boşaltma olanağı bulmaktadır.

  Çocuğumuzun saldırganlık dürtüsünü boşaltmasına yarar.

  Oyun oynamak çocuğumuzun günlük yaşamda çevresinden aldığı uyaranların oluşturduğu gerilimden kurtulmasını sağlar.

  Çocuklar özel yaşamındaki bazı sorunlarını oyun yoluyla çözebilir, çünkü en  derin duygu ve gerek simlerini ifade olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilme alternatif üretebilir.

  Oyun oynamak çocuğumuzu özgürleştirir. Bu özgürlük ona duygusal boşalım sağlar. Gerçek yaşamında gerçekleştiremediği bir eylemi oyun ortamında gerçekleştirerek rahatlama fırsatı bulur. Böyle dramatik oyunlar çocuğumuzun iç dünyasındaki duygularını dışa vurmasını sağladı için tedavi edici özelliğe sahiptirler.

Oyunun eğitimsel değerinden

  Farklı biçim, boyut, renklerdeki oyuncaklar çocuğumuzun renk, boyut ve objelerin özelliklerini öğrenmesini sağlamaktadır. Kavramlar, neden sonuç ilişkilerini planlama değerlerini kolaylıkla kazandırır.

  Oyunun Toplumsal ve Ahlak değerleri

Oyunlar arkadaşlarıyla oynamak çocuğumuza ”ben” ve “başkası” kavramlarının farkına varmasını sağlar. “Başkalarının” da farkına vardıktan sonra oyun yoluyla sosyalleşir. Dramatik ve ciddi oyunlarda çocuklar kendi günlük yaşamında gördüklerini ve deneyimlerini oyuna yansıtarak oyunlar kurarlar ve bu oyunlarda işbirliğini ve toplum yaşam için gerekli olan kuralları tanımlar ve öğrenir.

Paylaşmayı, vermeyi ve almayı da oyun aracılığıyla öğrenir.

Çocuklarımız sadece zevk aldıkları için oyun oynasalar da, oyunun onların gelişimine önemli katkıları vardır. Oyun onları bedensel, sosyal,dil ve zihinsel gelişimi desteklemektedir.

Oyun çocuğa karar verme alışkanlığını erteleme, tolere etme, sıra bekleme ve planlama yapabilme alışkanlığı kazandırır.

Başkalarının vereceği kararla hareket etme duygusunu geliştirir

Oyun yoluyla sağlıklı iletişim kurma becerisi, secim yapma ve özgür düşünme yetisi geliştirir.

Oyun çocuğa duygu ve düşüncelerini söyleme imkanı verir. Oyun yoluyla toplumsal kurallara ve onlara uyumayı otoriteyi kabul etmeyi ve tercih yapmaya öğrenirler.

Çocukların yeni arkadaşlar edinmesini, karşı cinsle ilişkiler geliştirmesini ve değişik sosyal rolleri deneyerek öğrenmesini sağlar.

Oyun çocukların liderlik özelliklerinin geliştirmesine olanak sağlar. Ekip kurabilme ve idare edebilme becerisini tanımlar.

Aslında oyunun en önemli özelliklerinden biri çocuğa oyun içindeki o küçücük ortamından başlayarak, gerçek hayatta da kazanmayı ve kaybetmeyi öğretmesidir.

Çocuklarımıza çocuk gibi oynamaları izin verilmelidir.

Takdir ve onay almaya, eleştirilme ile yüzleşme, aklanma, affetme ve kendini net ifade edebilme becerilerinin geliştirmesini imkan sağlanmalıdır. Onlarla oyun oynamaktan sakınmayın, keyif verdikçe keyif alırsın, keyif aldıkça keyif verirsin.

 

                        Oyun” basit gibi görünen bir olgudur, ancak çocuklar söz konusu olduğunda çok ama çok ciddiye alınmalıdır.

 

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.